08 03 2007

Baharla Gelen AŞK...

   Sevda kokuyordu her yer… Tanıdık bildik geliyordu bu duygu bir yerlerden… Yüreğim, hüzünleri mesken tutan yüreğim, bahardan olsa gerek mutluluk muştularıyla coşuyordu. Her yer bembeyaz bir tuvale çizilmiş bir tablo sanki. O kadar güzel o kadar mükemmel… Ve sen, sen geliyorsun aklıma bu sevda kokan sokaklarda. Bakan, sadece bakan değil, o yürekte derin çizgiler bırakan o yakıcı bakışlar geliyor aklıma. Evet seviyorum seni sevdiğim. Seni çok seviyorum…                                                                                       Eylül…                                                                                            7 Mart 2007 ... Devamı

05 03 2007

Sevmek...

     Tanrı, seni ne yalnız kendim için ne yalnız O’nun için sevmemi istemiyor. Özdeş bir duyguyla seni sevmemi istemiyor benden. Sana O’nun gözüyle bakınca esirgiyor seni benden. Kendi gözlerimle bakınca kaçırıveriyor seni. Seni sevmemi istiyor ya benden, yalnız seni sevince “unuttun beni” diyor bana. Seni bırakıp O’na gidince “Niçin O’nsuz geldin?”diye soruyor bana. Ben bu işten çıkar yol bulamadım. Bu sevgi sanırım seninle ve O’nunla anlamlı. Ne O’nsuz ne de sensiz anlamı yok bu aşkın. Ama ben seni ne kadar çok sevsem de benden önce Allah’ı görmelisin sevgili! Çünkü benden önce O seviyor seni.   (Yazılarını severek okuduğum bir yazarın İSMAİL ACARKAN’ın bir yazısından bir bölümünü paylaşıyorum. Umarım sizler de beğenirsiniz )         ... Devamı

24 02 2007

KÜÇÜK BİR AYRINTI

  Bir not düşüyoruz, hayatın acımasız çarkları arasına… Hızla akıp gidiyor yaşam… Anlamadan, sorgulayamadan kimi zaman… Günler alabildiğine süratle yanımızdan geçiyorlar… Hızlı ve tekdüze bir hayat… Neyin ne için olduğunu bilmeden yaşamak… Ve hayatın soğuk kalıpları arasında erimek, tükenmek ve bitmek…     Ben, tek teselliyi gurubun ardından oluşan kızıllıkta, ve bir sabah arefesinde denizden esen ılık meltem esintisinde, kimi zaman da kapalı kapılar ardında yağmuru izlemekte buluyorum… Kimbilir, belki de çoğu insanın gözünden kaçırdığı ayrıntılardı bunlar…                                                              Eylül… ... Devamı

16 02 2007

Öylesine Karalamalar

Hüzzam bir şarkının en ağır notalarıydı, hayat karelerinde yaşanan…. Hayat bir besteydi ve en ağır günlerdi yaşadığım… Gözbebeklerinde uçuşan martıların çığlığı  acıtıyor, kanatıyor kalbimi… Sus, sus ne olur… Bırak bu onulmaz yarayı yalnız tüketeyim solgun zamanlarda…   Kendimi yalnızlığa mahkum etmiş biriyim ben… Umutlar… Olmalı, evet… Sanırım onları da çoktan tükettim mi ne? Elimde solgun ümit kırıntılarından başka bir şey kalmamış… Çünkü umut beraberinde beklentiyi de getiriyor ve beklenti her olmadığında aynı hayal kırıklığı sahnesiydi yaşanan… Aynı umud ediş, aynı bekleyiş ve aynı son HÜSRAN….   Hüsranlarda gönül birkaç zamandır… Belki de bundan olsa gerek kendimi yalnızlığa adamışlığım… Belki de ondan bu derbederliğim… Serseri bir rüzgar gibi avare avare dolanışlarım, ruhumun sokak aralarında… Hoş.. Sokaklar çıkmaz olsa da… Beklemek… Her dakikada belki biraz daha tükenmek… Ama beklemek… Tek çıkar yol bu galiba… her şeyi zamana bırakabilmek… Her ne kadar yorgun kentin sabahlarında uyansam da yine gülümseyebilmek, doğan günle beraber güneşe ve dostlara…   Eylül… 17 şubat2007 ... Devamı

13 02 2007

ACI GERÇEK

Yeniden bahara merhaba demenin neşesinde tabiat… Kuşlar yeni iklimlere özgürce kanat çırparken, nebatat diriliş muştulariyla coşuyordu. Yağmurlar, yüreklerde asırların biriktirdiği kefeke tutmuş kini,nefreti temizleme gayretindeydiler.. Sadece eller değil, kalpler de nasır bağlar… Ki o vakit insanda ne acıma, ne şefkat hiçbiri kalmaz… Ve gözler… Donuk pırıltılarla bakıyor insanlara ve hayata… bir şeylere boşvermişliğin derin izleri okunuyor, muhabbet deryası olması gereken gözlerde.. Bir damla bile yaş akıtamıyor, belli ki o da kurumuş… Kuruyan manevi değerler gibi…     Maneviyatın değil de maddenin hakim olduğu bir dünya… Sevgi, muhabbet, dostluk ve samimiyet kelimeden öteye gidemiyor çoğu zaman.. Onlar bile soğuk kalıplara sığdırılmaya çalışılıyor..      İşte, böylesi bir dünya…     Sımsıcak sevgiyle yoğrulu sokakların, leylak kokulu bahçelerin ve neşeli çocuk cıvıltılarının olduğu bir zamanların kadirşinas insanları yok..     İşte işte, böylesi bir dünya…. Ve böylesi bir yaşam… Sevinelim mi? Üzülelim mi? Yoksa ağlanacak halimize gülelim mi???eylül ... Devamı

10 02 2007

GİDEBİLİRSEN GİT

Yorulduysan bu sevda selinde Bırakıp git istersen… Biliyorum bir güneş daha doğmaz içime Çekip git istersen…   Ümitlerimi ertelerim başka baharlara Sen git istersen… Sonsuz ufuklarda sensizliğin tadına vara vara Haydi ne duruyorsun, git istersen….   İçimdeki güneş sönmeye mahkum da olsa Al arkana tüm baharları git istersen… Gözlerim her sabah sensizliğe de doğsa Yorduysa bu aşk seni, git istersen….                                     Eylül…   ... Devamı

07 02 2007

Hayat ve düşündürdükleri

    Hayatta umutlarının yorgunu olmak… Hayallerinden vurgun yemek… Eskimişti artık her söz, her kelime yoruyordu kalbimi. Yağmalanan duygular tarumar olmuş… Küller savrulmuş hüznün duvarlarına..  Yaşam kaçmak ve sobelemek arasında tükenen ince bir çizgi olsa gerek… Her köşe başında yeni bir duygu karmaşası.. Yaşam böyle bir şeydi aslında… Kolay kolay anlatılmaz ama bir o kadar da tutkulu, umutlu kimi zamansa ağır aksak hüzne tutulu yaşanır… Zor olan da sanırım her sobelenmede yine gülümseyebilmekte yine umutla yarına bakabilmekte…                                                                        7 Şubat 07  00:17                                                                          eylül.. ... Devamı