30 03 2007

Unutamadım!...

Daha önceden tanıdık gelen bir sahneydi yaşadığım…  Hayatımın en hüzünlü melodramıydı… Duygularım karmakarışık… Öyle birbirine girmiş ki, kördüğüm oluşmuş yüreğimde… Tanıdık bir hüzündü çektiğim… Tanıdık, bildik…   Neden bana her şey seni hatırlatıyor? Yoksa belleğime mi kazındın? Kalbime mi kazındın bilmem… Yutkunuyorum… Belli etmek istemiyorum, bu yıkılmışlığımı kimseye… İçimde kopan fırtınalardan kime ne…   Ve sen, ve sen… O kadar acımasız, umarsız duruyorsun ki karşımda canım acıyor… Gözlerinde beni her öptüğünde içim acıyor… Unutamadım seni… Yağmalanan duygularıma rağmen unutamadım Unutamadım SENİ…   Eylül…   ... Devamı

30 03 2007

Kandil...

Devamı

27 03 2007

Hayatı sobelemek ve yeni renkleri keşfetmek....

Hayat bazen öyle bir yükleniyor ki… Şu aciz bedenime… Yaşanmışları taşımakta zorlanıyorum bazı zamanlar… Çocukluğumu düşünüyorum.. Ne kadar da küçük bir dünyam vardı..  Sanki dünya umurumda değildi.. Olmadık şeylerden ağlar, olmadık şeylere gülerdim.. Yaş ilerledik sıra dünyam genişlemeye başladı…Hele bir an geldi ki kendimi bana tamamen yabancı bir yaşamın ortasında buluverdim… Duraksadım.. Şaşırdım… Artık hayatın birçok yüzü vardı karşımda… Çocukken hiç tanışmadığım ve hiç bilmediğim ve hiç düşünmediğim duvarlar sarmıştı etrafımı.. Boğuldum.. Sıkıldım.. Uğraştım düze çıkmak için.. Ve şunu anladım ki, insan istedikten sonra oluyor.. Yeter ki istemeli.. Çevren dostların, eşin ya da arkadaşların ne kadar teselli vermeye çalışsa da bu süreçte.. Sen istemedikten sonra hiçbir işe yaramıyor.. Sadece boş birer teselliden öteye gidemiyor…İstemek, başarabilmek… Bu gücü kendinde hissedebilmek… Kolay değil… Yoruyor… Zaman alıyor.. Belki senden bir şeyleri de alıp götürüyor. Acıtıyor zaman zaman… İnsanda öyle büyük bir potansiyal güç var ki.. her şeyin üstesinden gelebilecek düzeyde… Ve an geliyor bunun imkansız olmadığını da yine hayat öğretiyor… Böyle anlarda hayattan kaçmak yerine, hayatı sıkı sıkı tutup, yakalayıp sobeleyelim.. O an göreceğiz hayatta sadece koyu renklerin olmadığını…Birçok güzel renkleri de fısıldayacak kulağımıza…   Eylül… 27 Mart 2007  20:30 ... Devamı

26 03 2007

Harabede Açan Çiçek

Sessiz dalgalanıslarda bogusuyor ruhum...… Gelgitler içerisinde sıkısan bir ömür..… Ve nihayetinde tükenen bir ömür...… Kırılganlıgım, hayata karsı yorgunlugum bundan mıydı yoksa? Yarına yorgun gözlerle bakar olmusum..… Kimi zaman karanlık geceler üzerime karabasan gibi çökerken, Kimi gecelerde ise küçük penceremden yıldızlar doluyor odama… Karamsar olmak istemiyorum… Sadece yasanmısların ardı sıra bıraktıgı enkazlar var… Yıkıntılar var… Hayaller, umutlar var… Bunların acısını çekiyorum kimi zaman. Yıkılmısş enkazlar arasında bunalıyor ruhum… Her ne kadar giden gitse de yıkıntısını bırakıp gidiyor… Bu gönle bir çengel atıp, yakıp gidiyor…       Yıkık harabeleri andırsa da hissiyatım, en güzel çiçeklerdir harabelerde açan… Yıkıntıda gül bitirmek güçtür. Ama bitirilen gül de bütün çiçeklere bedeldir….   Eylül…   ... Devamı

23 03 2007

Hayat garip birşey...

Yılmak, yıkılmak… Tekrardan ayaga kalkmak… Yara bere içinde yüzündeki balçıkları temizlemek… Her dönemeçte bir an duraklamak… Sasırmak belki.. Bazen hüzün devşirmek.. Sürekli hayatın yeni bir yüzüyle karsılasmak… Kaçmak sonra… Yaşanan her şeyden… İnsanlardan… Mekanlardan… Hatta kendinden… Kilitlemek kendini hayata karsı, yaşananlara… Sana dokunmasınlar diye… Saklı dünyana dokundurmasınlar diye… Tekrardan ve son kez kalkmak ayaga… Ama dimdik… Ama agrısız, sancısız… Her olan bitene ragmen, yaralarını kendin sarıp Uyanmak kabuslardan güzel düşlere…     Eylül…  23 Mart 2007 ... Devamı

20 03 2007

Gidiyorsun...

Devamı

15 03 2007

ERGUVAN YILLARI

   Bir düş kuruyorum penceremde, rüzgarla bir savrulan ağaçlara bakarak… Eski günlere doğru yol alıyorum sonra… Ey sevgili dost!.. Seninle erguvan sohbetleri yapardık. Emir Sultan Hazretlerinin dediği gibi derdin; “Gülden sonra başka bir çiçeğin bayramı yapılacak olsa, bu erguvan olmalı…” diye… Öyle tatlı konuşurdun ki, hoş bir musiki gibi dalgalanırdı sesin. En mutlu olduğum anlar, bir masal tadındaki seni dinlediğim anlardı. Gözlerine bakmak, ve o gözlerde koca bir şehri bulmak… Hiç konuşmadan dakikalarca kilitli kalmak…    Güzel dostum, sen buralara uğramayalı, erguvanların da eski güzelliği kalmadı. Önce sarardılar, soldular. Sonra da gelişen teknolojiye esir oldular. Şimdi onların yerini betonarmeler aldı…    Şimdilerde özlüyorum seni, erguvan sohbetlerini ve erguvan kokan o yıllarımı…     Eylül…   ... Devamı

11 03 2007

Sen Gittin...

   Tükendi ne varsa içimde yeşerttiğim umutlar… Yalnız, yapayalnız hazanlar çekiyorum. Damla damla gözyaşlarım kuruyan umutlarıma damlarken, yaşlar bile onları yeniden yeşertmeye yetmiyor.Hasat mevsimi çeken gönül bahçemi suluyorlar.    Gittin… Solgun bir akşamdı. Her zamankinden farklı… Bittim… Tutunacak dalsız, yalnız kaldım… Gittin… Gönlümden taşındın gittin… Zamansız bir yıldız gibi kayıp gittin… Bitirilmişlikler hengamesinde tükenmişlikler çekiyorum. Korkularının esiri oldun, gittin… Çok koydu bu gönle gidişin çok… Günlerce sonbaharı yaşadım. Güneş hiç doğmadı pencereme… Düşlerim yetim kaldı… Ben sensiz, biçare… Melankoli tadında tükendi zamanlar… Geçti koca bir ömre bedel yıllanan saatler… Sen gittin… Ardın sıra  bakakaldım… Dur demedim… Diyemedim… Belki bir gurur yaptım… Ve  SEN GİTTİN…   Eylül…   ... Devamı